Sevgilerinden şüphemiz yok ancak babaların bebeklere bakış açısı annelerden çok farklı. Anneler bebekleri narin, masum ve bir melek görürken babalar onlarla ilgilenirken yaratıcılıkta sınır tanımıyorlar. Biz de bu durumu fotoğraflarla listelemek istedik. İşte annelerin babalara çocuk emanet etmemesi için 20 neden…
1. Söz konusu güvenlikse babalar en iyisini bilir.

2. Suçu yok, banyo yaptırırken biraz sıkılmış olabilir.

3. Anneye mi benziyor babaya mı sorunsalında son noktayı koymuş!

4. Hizmette sınır yok.

5. Bilin bakalım kime benziyor?

5. Yok yok, anne ya da baba değil kesin dedeye benziyor.

6. Baba olmakta ne zor işmiş arkadaş.

7. Baba kendini kanguru sanmış olabilir. Üzülmeyin, geçer.

8. Krep Man! Bebeklerin dostu, kötülerin düşmanı.

9. Anneler saçını süpürge eder, babalar biraz daha farklı.

10. Merak etme aşkım, karnını doyuruyorum.

11. Ne diyeceğimizi bilemedik.

12. Anne babamı uyuttum, beni buradan alın.

13. Bebeklerin derin uyuduğu doğrudur. Ah canım…

14. Bebek de kasarım karakter de.

15. Bu terste bir işlik var.

16. Babamı örnek aldığım doğrudur.

17. Hadi gidiyoruz.

18. Nasıl, iyi kayıyor mu?

19. Babalar yaratıcıdır.

BONUS: Pratik oldukları doğrudur 🙂
Babalara Bebek Emanet Etmeyin :))
Bebek bakımı… Annelere ait kutsal bir görev gibi görünse de, babalar bu işe soyunduğunda işler birden çok daha karmaşık bir hâl alabiliyor. Sanki bebek emanet etmek, bir tür cesaret testiymiş gibi… Evet, babalara bebek emanet edilmemeli, zira evdeki huzur, bebek bakımıyla tamamen ters orantılı bir şekilde sona erer.
İlk başta, bir baba ve bebek baş başa kaldığında, ilk 5 dakika birbirlerine bakarak geçer. Babanın gözlerindeki “Ben ne yapıyorum burada?” ifadesi, zaten her şeyi anlatır. Bebek sadece mışıl mışıl uyurken, baba kafasında “Bu bebek ne zaman uyanacak? Bebeğe hangi tuhaf sesleri çıkararak sakinleştirebilirim? Acaba bir bebekle rap yapmam mı gerekir?” gibi sorularla boğuşur. Gerçekten babalar, ne olursa olsun bir bebekle baş başa kalınca ne yapacaklarını bilmezler. Ama kabul edelim, bu bir tür “yeni babalık eğitimi” sayılabilir.
Alt değiştirme kısmına gelince, işte burada işler ciddi anlamda kontrolden çıkar. Bebek altını kirlettiğinde, baba genellikle bir “Gerçekten bu kadar mı kötü?” bakışı atar. İki elini de kullanmak zorunda kalınca, sanki bebek bezi değiştirmek bir olimpiyat dalı gibi hissettirir. Sanki bebek altı değiştirirken, babalar öyle bir strateji geliştirirler ki, kendilerini bir savaştaymış gibi hissederler. Bir taraftan bebek, babasına “Ben seni yeneceğim!” bakışları atarken, baba “Şu an tam hangi hamleyi yapmalıyım?” diye düşünür. Tüm o “ince” detaylar bir araya geldiğinde, baba bir türlü o bezi çıkaramamış gibi hisseder, bebekse etrafı izlerken o kadar mutlu olur ki, baba daha fazla korkar.
Yemek saati geldiğinde ise tam bir şov başlar. Bebek, bir türlü o kaşıkla tanışmaz. Baba, bir yandan “Hadi, biraz daha aç!” diye seslenirken, diğer taraftan “Bu kaşık neden bir türlü ağızına gitmiyor?” diye sorar. Aslında bebek, babasının tüm bu çabalarına gülmekte ve “Hayat ne kadar eğlenceli!” diye düşünmektedir. Baba ise her kaşık girişiminde bir miktar kahvaltıyı daha üstüne bulaştırır ve bebek “Ama ben henüz doymadım!” diye bağırmak yerine sadece neşeyle “Mmmm!” diye mırıldanır. Bebek yemek yerken, baba sanki bir artist gibi el hareketleriyle bu süreci “iyi bir baba” olma çabasıyla sürdürür.
Eğer dışarı çıkma zamanı geldiyse, işte o zaman babanın macerası başlar. Arabada, bebek arabasında, alt değiştirme çantasında, ya da bebek mamasında kesinlikle unutulmuş bir şey vardır. Baba, her şeyi yerleştirmeye çalışırken, bebek arabası bir türlü düzgün gitmez, ya da bebek arabanın içinde mutlu bir şekilde bağırır ve baba “Beni terk etme!” diye bağıran bir çocuğa dönüşür. “Bebek arabası devrilir mi?” sorusu, tam o anda akla gelir, ama iş işten geçmiştir.
Ve son olarak, gece vakti… Bebek ağladığında, baba bir şekilde uyandırılmanın verdiği şokla “Ne oldu şimdi?” diye bağırmaya başlar. Çocuk uykuda, ama baba sanki geceyi devralacak bir general gibi bir şeyler yapmaya çalışır. Gece boyunca baba, “Bir kere de uyusam!” diye mırıldanır, ama bebek, adeta “Uyumamak, en iyi eğlence!” diye düşünür.
Sonuç olarak, bebek bakımı, babalar için bir tür komedi şovuna dönüşür. “Baba olmak kolay!” diyenlere bir kez daha düşünmelerini öneriyoruz. Bebek bakımını babalara emanet etmek, tam anlamıyla bir “fırtına”ya yol açar. Evet, belki babalar zorlanıyor olabilir, ama bu kaotik dünyada en azından eğlenceli bir şeyler var.
Ama şunu unutmayalım, babalar ister “başarıyla” bebek bakımı yapsın, ister “başarısız” olsunlar, bir noktada herkesin doğru yolu bulduğunu iddia edebileceği gerçeği var: Annelere bırakın o işi!